6teker.com | Caravan Club

Orjinalini görmek için tıklayınız: 2015 ADRİYATİK - BALKAN ÜLKE GEZİMİZ
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
BU  GEZİMİZDE  GÜN BE GÜN  YAŞADIKLARIMIZI , BELKİ  DE  SAATI  SAATINA  TUTTUĞUM  ANI  DEFTERİMİ ÖNE  KOYARAK  KİTAP  HALİNE  GETİRMEYE KARAR  VERDİM(2017/Nisan). ÇÜNKÜ  ÇEKME KARAVANLA YURT DIŞINA ÇIKACAK  OLAN  ARKADAŞALARA  BİR  ÖRNEK VE UYARI OLMASINI  İSTEDİM. 
Bu nedenle  bu  sayfada  gezinin günlük  gelişmelerini özet  halinde  aktaracağım.
-------------------------
Bu geziyi çok  istiyorduk. Ve 2015'in 7 mayıs'ında  yola çıkıştan  4 ay  öncesinde  programı planlamaya  ve  detaylandırmaya başladım.  Word  programında  bir  başlık atıp , tüm  bilgileri satır  satır  oraya  ekleyerek  geçen 4  ay sonunda artık gezi planımız kesinleşmişti.

7.Mayıs sabahı 06,30 da istanbul/Tuzla'dan  yola  çıkışla  geziye  başladık.  İpsala'ya  planladığımız  öğle  vaktinde  ulaştık. Çekme -karavanımıza sigorta  istenecek  diye  korkmamız  boşuna  çıktı. İstemediler. Kavala'ya 15,30 da  geldik ve  BATİS  MULTİPLEX CAMPİNG'e girdik. Karavanı  yerine  yerleştirdikten sonra  Ege'de bi  güzel  yüzdük. Akşam  çayımızı karavanın  yanındaki daracık alanda  keyifle  içtik. Gece , yorgunluktan  çok  güzel  uyumuşuz. Evde  gibi.

8.Mayıs  sabahında kahvaltı  sonrası Kavala'ya  günlük gezi yaptık. Kavala, tipik bir  küçük  İzmir  sanki. Bu kadar mı benzer?. İlk varış sonrasında  Kavalalı M.Ali Paşa'nın heykelini ve  evini ziyeret  ettik. Oradan  limana  yürüdük. Limanda bir  balık lokantasında uskumru  yedik. Çok  lezzetliydi. Ve  çok  da  pahalıya  gelmedi. Tok karnımızla  yürüyerek  kampa  geldik.  Akşam  çayımızı  aldık ve gece  yattık. Yarın  yol  var

9.Mayıs  sabah kahvaltı  sonrasında konaklama  paramızı ödeyip kamptan  ayrıldık. Makedonya'nın Struga tatil ilçesindeki As campinge  ulaşmağa  çalışacağız. Öğleyi biraz  geçen bir  vakitte  Makedonya  sınırına  geldik. Sınırdan  sorunlu  geçtik. Çünkü  karavana  sigorta  istediler. Biz  de  satın aldık. Manastır- Ohrid arası 75 km ama keşke 150 km olsa  da adam gibi bir  karayolu olsaydı. Testere  dişi gibi olan yolu  oldukça  çok zıplaya  hoplaya  geçtik. Arabanın  vidaları  yerinden  oynamıştır  diye  korkmadık  değil hani. Ohrid'den 17 km ilerideki Struga'ya geldiğimizde  akşamın  güneşi batmak üzereydi. As Campingi bulduk ama görevlisi içeride  uyuduğu için kapıda kaldık. Kampın bağlı olduğu otele  tel.edip görevliyi uyandırdılar ve  kampinge  girebildik.  Geceyi geçirdik.

10.Mayıs sabahı  soluğu  yine  o  berbat  yoldan  geçerek Manastır'da  aldık. Hava  serin  ve  kapalıydı. Önce  dedemin  imamlık  yaptığı İshakiye Caminin  olduğu yere  geldik ama  camide  tadilat  vardı , içine  sokmadılar. (burada  yaşadıklarımı  kitabımda  geniş olarak okuyabilirsiniz). Manastır  Askeri İdadi'de duygular  sel olup aktı sanki. Atatürk'ün  büyüklüğü,asaleti ve  diğer  söylenebilecek ne kadar övgü yüklü tanım varsa hepsine değer  olduğu bir kez  daha orada  yüzümüze  yapıştı. Çok  duygulu bir 2 buçuk  saat  yaşadık.  Oradan  çıkıp çarşı  caddesinde  bir  lokantaya  girip küfte-kumpir yedik. Kumpir, patates  demektir. Buradan  da  çıkıp şehirde  Drahor  ırmağı  kenarına  bıraktığımız  arabamızı alıp  kamp  yoluna  düştük. Akşam erkence  bir vakitte geldik. Ama  hemen  kampa girmeyip, Struga'da  bir  kısa  tur  attık. Kampta  geceledik.

11.Mayıs'da  17 km ilerideki  Ohrid'e  geldik ve  kenti  gezdik. Öğle  yemeği  yedik ve  yine çok ilginç bir  anımız  oldu(kitapta).
Hava  güzeldi. İnci satan  dükkanları  tavaf ettik  Smile . Eşim bir  dizi tatlı su incisi satınaldı. Fiyatlar  gayet  makuldu. Akşam  çayını  Ohrid  çarşı içinde bir  kafede  içtik. hemen arka  masamızda İzmir'den  bir  aile  vardı. Kampta  geceledik ama  ne  geceydi , bi  yağmur ki hiç sormayın..Ama  sabah  kalkınca  sanki  o  yağmur  hiç  yağmamıştı. 

12.Mayıs  sabah  kalktığımızda  geceki yağmur çevrede  çok  etki yapmamış gibiydi. Kahvaltıyı kısa  kesip karavanı arabaya bağladık ve  borcumuzu  da  ödeyip kamptan  ve  Struga'dan  ayrıldık. Arnavutluk sınırından  sorunsuz  girdik.  İstanbul'da belirlediğim iki kamping avrdı. İlk kampinge  gittiğimizde yerinde  yeller  esmişti , grayder  gelmiş , ortalığı yerle  yeksan  etmişti. Buradan  şaşkınlık içinde  ayrıldık. İkinci  kampingin  adresini bir  dost  sayesinde bulduk  ama  o  da  kapalıydı. Çaresiz  geceyi Adriyatik kıyısında bir motelin  teras  dairesinde geçirdik. Ne muhteşem bir  geceydi ama.İyi ki kampinglere  giremedik. Geceledik.

13.Mayıs  sabahı  otelden  ayrıldık ve  Karadağ'ın yolunu tuttuk. İlginç  anılardan  sonra  sınıra  2  saat  sonra  vardık ki , şakına  döndüğümüz bir  olay  yaşadık. Pasaportları otelde unutmuştuk. Ve  sınırdan  geçemiyorduk. Ama  çaresini de bulduk tabi ama bize 2 saate  mal oldu. Biraz  da  extra  masrafa.  Karadağ çok ufak  fakat turizmin  en  derin  yaşandığı bir  ülke. Her  kent bir turizm cenneti. İlk gecemiz  için Budva'da  Jass Campground  adında  saçma  sapan bir  kampinge geldik. Kamp  o gün açılmıştı ve natamamdı. Burada  3  gece  kalabildik , Budva  aşkına. (detaylar kitapta).

14.Mayıs  gününü Budva'da  şehir turu yaparak  harcadık. Öğleden sonra da Sveti Stefan'a  gittik.
15.Mayıs günü muhteşemdi , çünkü Kotor  ziyaretini  yaptık. Bu kadar ufak ama  boyundan çok büyük bir turizm kenti acaba  kaç tane  vardır, yer yüzünde.  Anladık , İstanbul  da  çok büyük bir  turizm  kenti  ama  İstanbul'a  4 tane  Kotor  sığar. 5  bile olabilir.
Öğle  yemeğinde 20 €  verip deniz  kıyısında  makarna  yedik   Smile . Buna  gülünür  işte. Geceyi kampta  geçirdik.

16.Mayıs  sabah  kamp  borcumuzu  ödeyip Hırvatistan  yoluna  çıktık. Yolumuz  Kotor  körfezinin  yanından  ve  körfeze  paralel geçiyordu. Kotor'dan  sonra ki yol üzerindeki minicik  kentler bile  Kotor'a  yakın  değerde  cennetti  sanki . Hırvatlar sınırda  bizi üzmedi.  Sınırdan 20 km sonra  Kupari ilçesinde  Kupari Autokamp'taydık.  Ağaçlar  içinde  devasa  boyutta  bir  kamp alanı burası. Çok temizdi. Kampta  bizden  başka 2  çadırcı  aile  ve  2  de  karavan  vardı. Bizimle 3  oldu. Burada  dört gece  kalmak  istiyoruz.

17.Mayıs sabah kamp önündeki otobüs durağından otobüse binip doğru, Dubrovnik'e gittik. Hava  belki 30 dereceydi. Ayaklarımız  şişene  dek  kenti ve  en  önemli   gezi  yeri olan  Old Town'ı gezdik. Öğleden sonra  15,30 da  artık yorgunluktan  bir  taxi ile  kampa  geldik. 17 km lik yol için taxiye 15 €  ödedim. TL ye  göre  düşünmeyin ama. Bizim  para  puldan  farksız. Akşam  çayımızı  karavanımızın  yanında  serinde içtik. Ve  geceleme.

18.Mayıs. Ver  elini Mostar. Kupari'den 5 km sonra Bosna Hersek sınırındayız. Bu  bölgede  mesafeler  hep  kısacık ve her kısa mesafe  sonrasında  bir  ülkedesiniz. 200 km ye yakın bir yolu kat edip Mostar'a  vardık. Ünlü Stari Grad Mostar köprüsündeyiz. 
Başı ve  sonu  tipik İstanbul Mahmut Paşa semtinin  daha  virane  hali gibi. Altından  geçen  Neretva  Nehiri sanki köprüden  daha heybetli gibi. 150 adımda  köprüde  ileri  ve  geri hareket  ederek  turu bitirdik. Nehir  kenarında bir lokantada  yine  küfte-kumpir yedik. "Köfte"ye  bu  bölgenin  her  noktasında  "küfte" , "patates"e  de  "kumpir"  diyorlar. Kızarmış  patates  ve  her  çeşidi. Yemek  sonrasında  kampa  dönüş yolunu değiştirdik ve  Neretva'ya  paralel olarak 5 km boyunca  devam edince  nehirin azametini gördük. Bizim Fırat/Dicle  gibi çok temiz  akıyordu. Bir  anda  kendimiz  Dubrovnik Asma köprüsünde bulduk. Japon  turistler  otobüslerinden inmiş fotograf  çekiyordu. Biz  de  o  gruba  katıldık. Sonra  kampa  ulaştık. Yemek ve geceleme.

19.Mayıs. Dün  gece  bir  yağmur  indi ki hiç sormayın.  Sabah  kalktığımızda  da  devam  ediyordu. Anlaşılan bugün burada  hapis  vaziyette  olacağız. Gün içinde tuvalete bile  şemsiye ile  gidebildik. Karavandan  başımızı  çıkaramadık. Yemek  ve  uyumakla geçen kayıp bir gün oldu bugün.

20.Mayıs. Hava  kapalı  ve serin Ara sıra  yine  yağmur  atıyor. Bazan  yağmur  hızlanıp  duruyor. İstanbul'da görürdüm , cruise  ile  gelen  yabancı tıristler  ellerinde  şemsiye ile  şehirin  önemli  yerlerini yağmura rağmen  gezip  dururlardı. Ama  onların  gezmek için sadece  7-8 saatleri vardı , çünkü gemi akşam  hareket  edecekti. Biz  ise daha  serbestiz. Zaman  sorunumuz yok  diye bugünü de  kampta  geçirdik.  Gitti  paralar  Smile .

21.Mayıs.Hava  kapalı  ve serin ama  yağış yok. Artık  bugün  duramayız  ve  elde  şemsiye, üzerimizde yağmurlukla  otobüsle Dubrovnik'e  geldik.  Kent gezimizde  ilk gün görmediğimiz  yerleri  gezdik. Liman boyunca uzun bir  yürüyüş yaptık. Koyun  karşı kıyısındaki eski zengin bir ailenin mailkanesini uzaktan  izledik. Bir  kafede  neskafe  içip dinlendik. Geziye devam ettik. Akşam  da bir taxi ile  kampa  döndük. Pazarlık  dinimizde de  var. Taxi  şöförü ile sıkı bir  pazarlık yapıp kampa  geldik.

22.Mayıs. Bugün hava güneşli ve  sıcaktı. Biz  de  araba  ile 10 km yakınımızdaki bir sayfiye  ilçesi olan Srebreno'ya  geldik. Plaj boyunca  yürüdük , denize  girmek  için  hazırdık  fakat her  yer  kapalı  hala. Zaten  her  yer  betonlaşmış halde, zerre kadar kum yok meydanda. Duş  da  göremeyince 1 km ilerideki Mline Beach'e  geldik. Sanki İzmir'in  Kordon boyu'na  benzettim bir an. Sahilde  uzun bir  yürüyüş oldu. Bir  lokantada  spagetti yedik. Akşam  kampa  geldik. Artık  yarın  veda  zamanı.

23.Mayıs. Sabah 10,00 da  kamptan  ayrılmadan önce resepsiyona gittim. Burada 1 hafta  kaldığımız için bize  indirim uyguladılar. 
Yoldayız. Yine  Bosna Hersek  sınır kapısındayız  ama  bu  kez  pasaportlar  yanımızda . Fakat  karavanlı olduğumuz için  giriş izini vermediler. İlle  de  "karavan sigortası "  istiyorlar.  25€ ya  malolan  sigortayı  alıp içeri girdik.  230 km civarında yağmur altında ve bazan çok dar virajlarla  ve  çok sık  aralıklarla  belki 50 ye  yakın  tünelden  geçerek  sona  yakın ünlü Drina  ırmağı  ile  yan yana  yola  devam  ettik. Bizim  Sakarya'nın benzeri sanki.  Ama  ondan  daha  derin ve  geniş akıyor. Vişegrad  adındaki İstanbul'da  rezervasyon  yapılan motelin olduğu kentteyiz. Sokollulu Mehmet Ali Paşa'nın  yaptırdığı  Drina  Köprüsü 200 mt yanımızda  duruyor. Parasızlıktan  bitmeyen  tadilat nedeniyle  geçişe  kapalı. Ancak 20 mt yakınına dek  gidip fotograf  alabildik. 
Burada  geceledik.

24.Mayıs. Bugün  hava  kapalı yine  ve  serin.Üzerimizde  yine  yağmur montu ve  elimizde  şemsiye ile ünlü  DRİNA  KÖPRÜSÜ romanının  yazarı  İVO ANDRİÇ adına  yapılan  açık   hava  kültür  merkezini ziyaret  ettik. İlginç  anıların yaşandığı bir  ziyaret oldu. Devamında salaş  bir  kafeye  misafir olduk ve orada   mekanın  sahibi  bosnalı  ile kahve içip çok  anlamlı bir  sohbet  yaptık.
Motele  geldik. Yarın Belgrad'a  devam  edeceğiz.

25.Mayıs. Yine 280 km ye  yakın ve  Bosna Hersek içindeki  kısmı  bol virajlı ve  yağmurlu  geçen  bir yola  çıktık.  Bosna Hersek'ten çıkışta  bildik , tanıdık  bir  sınır kapısı  beklerken bir  bekçi  kulubesini  andıran çok  sade bir noktada ülkeden  çok  basit bir halde çıkıverdik. Şaşırmıştım. 1 km  sonra  Sırbistan  sınır  kapısı  ise  tam  zıttı olacak  şekilde  bir kaç  binadan  oluşan bir  yerdi. Ve burada  ecel  terleri  döktürdüler  bize. Elbette ki   olmayan  karavan sigortası  nedeniyle. 1  saatımıza  maloldu  ve  sonunda  sınır görevlileri  acıdılar ve  izin  verdiler. (uzun detaylar kitabımda). Güneşli ve  sıcak bir  iklimde akşam  Belgrad'a  ve  sonra  da  Camp Dunav'a  ulaştık.  Kampımızla  Tuna  nehiri  arasında 10 mt  mesafe  var.

26.Mayıs. Bugün  hava  kapalı ve  serin , yağmur  olasılığı var. Yine  şemsiyeli ve  yağmurluklu olarak  Belgrad  içine  geldik. Kalemegdan yani Kalemeydanı  denilen  yerdeyiz.Diğer  adıyla  Belgrad  Kalesindeyiz. Osmanlı  dedelerimizn  fethettiği yerdeyiz.
Farklı bir  atmosferi vardı. Yürüyerek  ta  Tuna ile  kolu olan Sava'nın  birleştiği yere  geldik. Kalemegdan'dan  bu  nokta  net görülebiliyor. Bu ziyaretimiz bitince  kent merkezine  geldik. İstanbul'un İstiklal  Caddesi  benzeri olan  alış veriş  merkezleri ile dolu olan  Knez  Mihailova  Caddesine  ulaştık. Yabancısı olmadığımız  bir   manzara  olduğu için  ilginç gelmedi. Bir  mc donald's  bulup karnımızı  doyurduk. Sonra  Belgrad  Katedralini  ziyaret  edip kampa  döndük.

27.Mayıs. Hava  yağıyor. Kıpırdamaya  izin  vermeyecek  anlaşılan. Ama  gıdalarımız  tükenmeye  yüz tuttu. Markete gitmeliyiz. 
Resepsiyondan  market  adresi  aldık ve  araba ile 3 km yol katedip  markete  geldik. Eksik  gıdalarımızı  tamamladık. Bir  dolu gıda malzemesi  aldık ve oldukça  ucuz  bir  bedel  ödedik. Kampa  döndük. 

28.Mayıs. Yağmur  yine  olanca  hızıyla  sürüyor. Bugünü  de  kaybediyoruz. Hayat  karavanda  geçti. Yine  gitti 21 € daha.

29.Mayıs. Hava  parçalı bulutluydu , yağmur yoktu. Bugün  kente  indik. Belgrad'ın bir  eskisi  bir  de  yeni şehiri var. Binaların görüntüsüden  belli  oluyor. Programımızda  Tuna'da  tekne  turu var. Gerekli bilgileri kampta  tel. ettirerek  aldığımız için nereye gideceğimizi  biliyoruz.  Öğleden  sonra  hava  da  açtı, bulutlar  kayboldu. Tuna  kenarında  2-3  futbol  sahası  büyüklüğünde kocaman  bir  park  var.Parkla Tuna  arasındaki yürüme  yolunda  uzun  bir  yürüyüş  yaptığımızda  Tuna  kıyılarında  çok ilginç manzaralar  yakaladık. Nihayet  tekne turu iskelesine  vardık. SOn  derece  basit teknemize  bindik. Bizimle  beraber belki 15 kişi kadardık. Toplamı gidiş/dönüş 500 mt ve 15 dk süren  anlamsız  ve  zevksiz  bir  nehir  gezisi oldu. "Ee , 7€/kişibaşı  fiyata  bu kadar olur " der  gibiydiler. Dönüşte Tuna  üzerindeki  restorantlardan  birinde  eşimle  evlilik yıl dönümüz  dolayısıyla lezzetli bir yemek  yedik. Günün  en  değerli  anısı  buydu.  Kampa  döndük.

30.Mayıs. Bugün "Nikola Tesla  günümüz".  Müzeye  ulaştık. Belgrad'a  gelirseniz, burası  ziyaret  edilmesi gereken  yerlerin başında  olsun , mutlaka. Siz  kesin   önerimdir. Baş döndürücü  eserlerin  sergilendiği bir bina  burası. Yanımızda  N.Tesla'nın 
hayat hikayesinin bir  özetini   İstanbul'da  print ederek  getirmiştim. Okuyarak  müzede  gezince  harika  bir  ziyaret oldu. Çok etkilendik. Edison'la  başabaş  mücadelesi ve  bazılarınca  Tesla'nın  tercih  edilmesi inanılmazdı. Yineliyorum , buraya  kesinlikle gelin ama   önceden bilgilenmiş olarak. Yoksa  bir  pazar  yeri gezintisi gibi  anlamsız  olur. GPS in babası kimmiş? NİKOLA TESLA.
Kampa  dönüş ve  geceleme.  Ama  bugün  çok  güzeldi o müze  ziyaretini  hiç  unutmak  istemiyorum.

31.Mayıs. Eve  dönüş yolundayız  ama  öncesinde  2  stopumuz  kaldı. Belgrad - Bulgaristan  arasında  sanki  cennetten geçiyorduk. Yeşilin  her  tonu  yolun  kenarlarındaydı. Morava  nehiri  de  bu  yeşilliği  yararak  akıyor. Akşama  doğru  Bulgaristan sınırına 10 km kala  Çarski Drum  kampinge  ulaştık.  Yakından tanıştığımız tavus kuşları buradaydı. Rengarenk açılan  yelpaze gibi o güzel   kuyruğuna  nispet  yapar gibi çıkan  tiz  seslerini  hala  duyuyorum sanki. Karadeniz pidesinden  ibaret  akşam yemeğinden  daha  sonra  yattık.

01.Haziran. Sabah  kahvaltı  edip 10,00 da  gezimizin  son  etabında  yola  çıktık yine. Sınırdayız. Sırbistan'dan  kolay çıktık. Ve Bulgaristan'a  da  kolay  girdik.  Ancak  vinyet  aldığımızda  ödediğim 5 €  olması  gereken  ücret değildi  gibi. Arabamız Volkswagen  Transporter'ı  gören  biletçi  " ha, bu uzun  araç"  deyip +3 €  daha  ödetti bize. Yola  çıkınca  başa  geleceklere katlanmak  gerek  bazan. Önümüze çıkan  Mersin  plakalı bir  TIR  bize  eskortluk  yapıp 200 km  kadar  giderek yolu  yarılamamızı sağladı. Ondan  sonra biz  yolumuzu  bulduk ve  Kapıkule'ye  dek  zahmetsiz  geldik. Türkiye'ye  girdik  ve  dert  başladı.(detayı kitapta). Ama  ne  dertmiş be. Oradaki  görevliler  ülkenin  yüz karası, resmen. Utanmazlar!
Geceyi Kapıkule'den 1 km ilerideki Londra  kamping/otelde  geçirdik.

02.Haziran. Sabah  kahvaltısıdan  sonra İstanbul'a  varmak  üzere  yola  düştük. İlk  farkettiğim  şey  şu  oldu. Onca  km lerce  yol katettik. Bir  yerde  Allah  rızası  için 2-3 şeritli yoldan  geçseydik ya. Yok  kardeşim , yok. Hep  tek  şeritli yollardı.  Kapıkule'den sonra  3  şeritli gidiş / dönüş yollarımızı  görünce  hemen  bunu  farkettim. Akşam 16,30 civarında  geziye  çıktığımız  nokta olan Tuzla/İstanbul'a  geldik. Bitiş noktamız.

YORUMUM : Karadağ ve Hırvatistan  mutlaka  ziyaret edilmeli. Turizm  açısından muhteşemler.                                            Belgrad  çok çok  ucuz  bir  kent. Hele  yeme-içme  fiyatları , İstanbul'dakilerin  yarısı  değerinde ve porsiyon  olarak  da  daha  büyük.                                                                                                                                                                                    Makedonya  da  öyle  et çok ucuz , porsiyonlar  da  çok büyük..Manastır , sadece  Atatürk'ün  okuduğu  Askeri İdadi   için  gezilmeğe  mutlaka  değer  bir  yer. 
Ohrid  gölü'nü  ben  eski  yıllarımda  bir  yaz  ziyaretimden  bildiğim için yaz  sezonunda  oldukça  güzel bir   kent, Ohrid ve hoş zaman  geçirebilir  insanlar.                                                                                                                                                 Arnavutluk'un  Adriyatik  kıyıları çok güzel. Aynı Antalya  sanki. Turistik tesisler  şahane. Oralarda uzun bir  tatil  geçirmeğe  değer 
ve  oldukça da  ucuz  bir  ülke. 
Bulgaristan'ı  transit geçtik. İçinde  gecelemedik ancak yaptığım araştırmalarda  batı  tarafında Batak Eko Kamping'i  merak ediyorum. Güzel  bir  yer  .